Eğlenceli Matematik .......

Mart 31, 2007

Sevmek..

Maharet güzeli görebilmektir.

Sevmenin sırrına erebilmektir.

Cihan alem herkes bilsin ki şunu ;

En büyük ibadet sevebilmektir.

                                          Yunus Emre

Mart 25, 2007

Bir kizilderili kitabesi

Bu yazit bir Kizilderili kitabesinden alinmistir. 
Yalan
Tohumdur.
Bire kirk verir.
Verdigi kirkin her biri
bir tohumdur ki
o da bire kirk verir.


Bilgi de tohumdur.
Bire yuz verir.
Verdigi yuzun her biri
Bir tohumdur ki;
sana bilgelik, torunlarina da ilham verir.

Zeka
Sudur.
Tohumlari yesertir.
Yalani da bilgiyi de.

Yetenek
Topraktir.
Ne ekersen onu biçersin.
Ekmezsen uzerinde ayrik otlari biter.

Emek
Gunestir.
Tohuma da suya da topraga da hayat verir..

Kader
Cadirindaki kilim gibidir.
ipligini Ulu Manitu
verir
Sen dokursun.
Deseni sendendir,
renkleri Tanri'dan.

Aralık 29, 2006

Mehmet Akif ERSOY ' u Analım!

"Bugün, ülkemizde İstiklâl Marşı’mızı sevinçle ve sevgiyle okuyor; bayrağımızı göklerde dalgalandırıyorsak, bunu, kahraman askerlerimize, şehitlerimize, fedakâr büyüklerimize, cesur kumandanlarımıza, şefkat abidesi annelerimize, ak sakallı dedelerimize borçluyuz. Onlar bizden Fatiha bekler. Adlarını kahramanca anmamızı isterler."

“Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!” bu mısra İstiklâl Marşı’mızdan... Mehmet Akif Ersoy’un bayrağımıza dönerek söylediği coşkulu bir söz... Çünkü, bu millet bayrağını kutsal bilir. Onun daima göklere doğru dalgalanmasını ister. Öyle ki, büyüklerimiz, bayrağımıza zarar verecek hain elleri kırmak ve düşmanlara aman vermemek için yemin etmişlerdir. Ülkemizin her köşesi, bu nazlı gök kırmızıyla süslüdür. Onun altında huzur buluruz. Onun dalgalandığı yerler evimiz olur. Sevinçle ve gururla bakarız bayrağımızın göklerde dalgalanmasına...

27 Aralık günü, istiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un vefatının 70. yılı. O şair ki, şehirden şehire koşarak, kurtuluş savaşı veren Mehmetçiklere kahramanca vaazlar etmiştir. Onun için severiz Mehmet Akif Ersoy’u. Şiirlerini, sevgiyle ve hüzünle okuruz. Şehitlerimizi unutmadığımız gibi, kahraman şairlerini de unutmayan bir ülkedir yaşadığımız topraklar. Her söz, her kelime, her mısra bir kurşun gibi düşmanların göğsüne saplanır şairin Safahat’ında. Safahat, Mehmet Akif Ersoy’un hayatını bölüm bölüm anlatan şiirlerden oluşuyor. Şair, altı kitapta anlatır hayatını. Ülkesinde Hakkın Sesleri’ni duyurmaya çalışır. Asım’ın Nesli’ni müjdeler. Hatıralardan, dostlardan, geçmiş güzel günlerimizden bahseder. Bir de muhacir olmak, o çok sevdiği yurdundan ayrı kalmak kaderi vardır Akif Ersoy’un. O ayrılıklar ve hicranlar içinde Bülbülün Çığlığı’nı duyurur kalplerimize...

Bizler bugün Mehmet Akif Ersoy’un şiirleriyle büyüyen çocuklarız... Vefatından bugüne, 70 yıldır kalplerimizde yerine almış, unutulmamış bir şair o. Sözlerinin mirasçılarıyız. ‘Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal’ der şair. ‘Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...

Bugün, İstiklâl Marşı’mızı ülkemizde sevinçle; sevgiyle okuyor ve bayrağımızı göklerde dalgalandırıyorsak, bunu, kahraman askerlerimize, şehitlerimize, fedakâr büyüklerimize, cesur kumandanlarımıza, şefkat abidesi annelerimize, ak sakallı dedelerimize borçluyuz. Onlar bizden Fatiha bekler. Adlarını kahramanca anmamızı isterler.

Biz de, şehit ve kahraman askerlerimizle birlikte istiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u anıyoruz bugün. Ve ellerimizi göklere doğru minnetle açarak; Fatihalar, Yasinler gönderiyoruz bu insanların aziz ruhlarına...

                                                                                                           Serdar Akgün

Aralık 8, 2006

Küçük Kız Balık Tutuyor..

 

KÜÇÜK İSTAVRİTİN ÖYKÜSÜ

 

Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp
hızla atıldı çapariye
önce müthiş bir acı duydu dudağında
gümbür gümbür oldu yüreği,
sonra hızla çekildi yukarıya...

Aslında hep merak etmişti
denizlerin üstünü
neye benzerdi acep gökyüzü.
Bir yanda büyük bir merak,
bir yanda ölüm korkusu.

"Dudağı yarıklar" denir,
şanslıdır onlar, hani
görüpte gökyüzünü, insanı,
oltadan son anda kurtulanlar.

Ne çare balıkçının parmakları
hoyratça kavradı onu
küçük istavrit anladı; yolun sonu.
Koca denizlere sığmazdı yüreği.
Oysa, şimdi yüzerken
küçücük yeşil leğende,
cansız uzanıvermiş dostlarına
değiyordu minik yüzgeci.

İnsanlar gelip geçtiler önünden,
bir kedi yalanarak baktı gözünün içine
yavaşça karardı dünya,
başı da dönüyordu.
Son bir kez düşündü derin maviyi,
beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu.

İşte tam o anda eğilip aldım onu.
Yürüdüm deniz kenarına
bir öpücük kondurdum başına,
iki damla gözyaşından ibaret sade
bir törenle, saldım denizin sularına.

Bir an öylece baka-kaldı
Sonra sevinçle dibe daldı.
Gitti tüm kederimi söküp atarak,
teşekkürü de ihmal etmemişti.
Bir kaç değerli pulunu
Elime, avuçlarıma bırakarak.

Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme.
Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu, niye?
"Bir gün dedim, bulursam kendimi
yeşil leğendeki
küçük istavrit kadar çaresiz,
son ana kadar
hep bir umudum olsun diye..."

Serdar Sıralar

 

Aralık 8, 2006

Hamlet' ten

 
Hamlet'ten bir  mesaj...
 
Şu  öğütlerimi yaz kafana...
Düşüncelerinin ağzı,dili olmayacak;
Aşırı hiçbir düşüncenin ardına düşmek yok
Teklifsiz ol, bayağı olma;
Dostlarının arasında denenmiş olanları
Çelik halkalarla bağla yüreğine.
Ama her zıpçıktı,acemi çaylak arkadaşı da
El üstünde tutup elini kirletme.
Kavga etmekten sakın,ama ettin mi de
Öylesine et ki; korksunlar senden.
Herkese kulağını ver, sesini verme.
Herkese akıl danış, kendi aklını sakla.
Kesenin elverdiği kadar giyin,
Zengin ama gösterişsiz olsun giydiğin,
Sakla vücudunun en güzel yerlerini sevdiğine
Ne borç ver, ne de borç al , çünkü borç vermek
Çok kez hem paranı yitirmektir hem dostunu,
Herşeyden önce de kendi kendinle doğru ol
O zaman , gece gündüze varır gibi,
Sen de aldatmaz olursun kimseyi...
Dualarım, öğütlerim seninle olsun...
 
« Önceki ::